
Muğla → Datça
Muğla'nın Menteşe Beyliği başkentinden Reşadiye Yarımadası'nın badem kokulu ucuna uzanan 140 kilometrelik iki günlük Ege kıyı rotası. Sakartepe'de Gökova'nın turkuazına selam ver, Marmaris Kalesi'nde Kanuni'nin izini sür, Bencik darboğazında iki denizi aynı bakışta gör ve Datça'da günbatımının en meşhur meydanında yolculuğunu mühürle.
Kokartlı tur rehberiyim, adım Gül Dinç. Bu sayfada sana bir güzergâhı sırasıyla açacağım. TatilRehberi.org için Muğla merkezden Datça'nın uç noktasına uzanan 140 kilometrelik bu iki günlük Ege kıyı rotasını senin için kurguladım. Önümüzde Menteşe Beyliği'nin eski başkentindeki bacalı Muğla evleri, Gökova körfezinin nefes kesen manzaraları, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1522'de kurdurduğu Marmaris Kalesi ve iki denizin buluştuğu Bencik darboğazı var. Marmaris'ten sonra yol seni çam, zeytin ve badem ağaçlarının kucakladığı bir yarımadaya sokacak; her viraj bir öncekinden farklı bir mavi tonu getirecek. Yolun sonunda seni Reşadiye Yarımadası'nın antik Knidos komşusu, badem çiçekli Datça bekliyor. Direksiyonu sıkı tut ve müzik seçimini şimdiden yap.
Tur Planlayıcı
Başlangıç saatini seç, plan otomatik hesaplansın
Muğla → Datça Yolculuk Hazırlığı
Hazırlık
Bavul
Araç
Belgeler
Yol Güzergahı
Haritada bir durağa tıkla veya kartları aşağı kaydırarak harita otomatik o noktaya yaklaşır.
Şimdi Saburhane Meydanı'nın tam ortasındayız; buradan yola çıkmak, bir şehre değil bir hikayeye başlamak demek. Menteşe Beyliği 13. yüzyılda burayı başkent seçtiğinde Muğla'nın kaderi çizildi; sonra Osmanlı geldi, ama bacaları eğri, kepenkleri ahşap, avlusu bahçeli Muğla evleri bin küsur yıllık dokusunu bugüne kadar korudu. Sen şimdi başını kaldırıp o kıvrık bacalara bak; her biri bir zamanların kışını, bir ailenin sofrasını, bir çocukluğun kokusunu içinde saklıyor. Ben her Muğla geçişimde önce Kurşunlu Camii'nin avlusuna otururum; 16. yüzyıldan bu yana serinliği hiç değişmedi. Saburhane'nin taş meydanında bir Rum semtinin izleri hâlâ okunur; kilise kalıntısı sağda, hamamın kubbesi solda. Ulu Camii ise 1344 tarihiyle Anadolu'daki en eski Menteşe eseri; kapısında duran her taş bir Beylik hikayesi anlatıyor. Kahvenin dumanı, yasemin ağaçlarının kokusu ve Muğla'nın o eğik güneşi seni bir müze şehrine ısıtacak. Motoru çalıştırmadan önce bir tur at, çünkü bir kez yola girdikten sonra bu sokakları özleyeceksin.
Tavsiyem: Yola çıkmadan önce mutlaka Arasta Çarşısı'nın dar sokaklarına bir tur at ve yerel bir esnaftan sıcak simit al; Muğla'nın simiti Türkiye'nin en yağlı ve tuzlu simitlerinden biri, kabuğu çıtır içi puf. Depoyu Muğla çıkışında doldur çünkü bir sonraki büyük istasyon Marmaris'e kadar seyrek; yakıt fiyatı da Datça yarımadasına girdikten sonra bir hayli yükselir. Aynı zamanda telefon şarjını da tamamla, çünkü sonraki iki durakta manzaradan gözünü ayıramayacaksın.
Muğla'nın modern adı Menteşe Beyliği'nin kurucusu Menteşe Bey'den değil, kentin antik dönemdeki adı Mobolla'dan türer; Bizans döneminde de aynı isim, küçük değişimlerle korundu. 1391'de Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katıldı, ama Muğla'nın gerçek karakteri 19. yüzyılda oluşan sivil mimari mirasında saklıdır: 400'e yakın tescilli tarihi ev, Anadolu'nun en zengin sivil mimari koleksiyonlarından biridir.
- ›Merkez otoparklarını erken saatte kullan; Kurşunlu Camii yanı en uygun.
- ›Muğla evleri fotoğrafı için sabah 8-10 arası altın saat.
- ›Saburhane Meydanı'nda haftada bir gün pazar kurulur; yerel peynir ve bal iyi seçimdir.
Burada Önerdiklerimiz
Muğla Ulu Camii
1344 tarihli Menteşe Beyliği eseri; Anadolu Türk mimarisinin ilk dönem örneklerinden.
Kurşunlu Camii
1493 tarihli Osmanlı camii; avlusundaki serin gölgede kısa bir mola için ideal.
Saburhane Meydanı
Eski Rum mahallesinin kalbi; taş meydan, kilise izleri ve hamam kubbesiyle Muğla'nın çok kültürlü geçmişini anlatır.
Muğla Kent Müzesi
Tarihi bir Muğla evinde konumlanmış; kentin sivil mimari mirasını ve gündelik yaşamını tanıtır.
Yağcılar Hanı
Osmanlı döneminden kalma iki katlı taş han; Arasta Çarşısı içinde küçük atölyelere ev sahipliği yapar.
Şimdi Muğla merkezden çıkıyoruz, D550'ye yani Marmaris istikametine dönüyoruz. Yaklaşık 25 kilometre boyunca çam ormanlarının arasından virajlı bir iniş yolunun peşinden gideceğiz; Sakartepe'ye yaklaştıkça yolun sağında bir yerde birdenbire perde açılacak ve Gökova körfezinin turkuazı önüne serilecek. Bu 20-25 dakikalık iniş Türkiye'nin en meşhur panoramalarından birine varır; sen manzaraya konsantre olursan direksiyondan gözünü ayırma, çünkü yol sarkaç gibi dönüyor. Arada bir de manzara için resmi park cepleri var; güvenli olanı Ula tabelasından hemen sonra sağdaki cebiktir.
Sakartepe inişi 8 km boyunca yaklaşık %8 eğimli; motoru alçak vitese al, frene sürekli basma; tekrarlanan frenleme diskleri ısıtır.
İşte Sakartepe. Motor sesini kes, camı aç ve önünde açılan tabloya bak: bu Gökova Körfezi; güneyde Datça yarımadasının uzun sırtı, kuzeyde Bodrum yönü, tam altta ise yüz metrelik uçurumdan başlayıp maviye giden bir çam denizi. Yol burada bir düğüm gibi kıvrılıp aşağı iner, ama önce senin bu manzarayı hafızana kaydetmen gerekiyor. Ben her geçişimde arabayı park edip 15 dakika sadece bakarım; çünkü Gökova, Türkiye'nin en korunmuş körfez ekosistemlerinden biri ve 1988'den beri Özel Çevre Koruma Bölgesi. Karşındaki adalar, Sedir Adası dahil, hava açıksa net görünür: Sedir'in Kleopatra Plajı efsanesi bu körfezin bir başka hikayesi. Aşağıda Akyaka'nın azmak kıyıları, sağında Ula'nın çam ormanları, arkanda Muğla platosunun serinliği. Yolu sürmek acele değil, o manzarayı bir çayla mühürlemek; arabanın termosunu ıslak bir mendile dolayıp getirdiysen tam zamanı. Bir sonraki durakta seni Marmaris'in tarihi kalesi ve marinanın hareketli kalabalığı bekliyor.
Tavsiyem: Manzarayı sadece cepten değil, arabanın önündeki küçük çim alandan çek; sabah 10-11 arası ışık en yumuşak, körfezin turkuazı en canlı görünür. Kışın da gel; çam kokusu daha keskin, kalabalık yok, ama şeritte sis olursa yavaşla. Aşağı inişte klimayı kapatıp motoru hisset; frene sürekli basma çünkü yol %8 eğimli ve tekrarlanan frenleme diskleri yakar.
Gökova adı antik dönemde Keramos Körfezi olarak geçerdi; bugünkü Ören köyünün antik Keramos şehrinden mirası bu. Körfezin batı kıyısındaki Sedir Adası'nda ise antik Kedrai kenti bulunur; Kleopatra'nın Mısır'dan getirttiği kum efsanesi bilimsel olarak doğrulanmamış olsa da Ptolemaios döneminde adanın önemli bir liman olduğu bilinir. 1988'de bu körfez tümüyle Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi.
- ›Manzara noktasında telefonu sabitle; rüzgar sert eser, elde çektiğin fotoğraf titrer.
- ›Küçük çocukla mola veriyorsan uçurum kenarına yaklaşma; koruma bandı yer yer zayıf.
- ›Yakın çeşme yok, su ve atıştırmalık Muğla'dan alarak in.
Burada Önerdiklerimiz
Sedir Adası (Antik Kedrai)
Gökova körfezinde antik Karya kenti; Kleopatra Plajı efsanesiyle bilinen küçük ada. Kısa bir tekne turuyla ulaşılır.
Akyaka Azmak
Kaynağından denize dökülen berrak tatlı su nehri; kayıkla gezilir, kıyı restoranları serindir.
Gökova Kadın Azmağı
Akyaka yakınında, kuş gözlemi ve suyla iç içe kısa yürüyüş için uygun bir tabiat parkı.
Ören (Antik Keramos)
Karya bölgesine ait antik kent kalıntıları; küçük sahiliyle sakin bir yarım günlük yan gezi.
Sakartepe'den itibaren 25 kilometrelik iniş kıvrımlı ama nefes kesici. Ula'nın portakal bahçeleri, arka arkaya çam ormanları ve zeytinlikler geçtikten sonra kendini bir anda D400'de bulacaksın; bu yol seni doğrudan Marmaris'e taşır. Marmaris girişine kadar yaklaşık 25 kilometre daha ilerleyeceksin; yolun son 10 kilometresi İçmeler ve Marmaris tabelalarıyla dolu, karışabilirsin. Marina istikametini takip et, kaleye en yakın otoparklar orada. Yaz aylarında Marmaris trafiği ağırdır; öğle vakti şehre girmemeye çalış.
Ula sapağından sonra kamyonlar sıklaşır; sollamada karşıdan gelen viraj körlüğüne dikkat et.

Vardık; Marmaris. Şimdi araç park edildi mi kaleye doğru yürüyelim. Karşındaki bu taş yapı Marmaris Kalesi; Kanuni Sultan Süleyman 1522'de Rodos seferi öncesi burada karargâhını kurdurmuş, kaleyi yeniden inşa ettirmiş. Bugün içi Marmaris Kalesi Müzesi olarak hizmet veriyor; küçük ama zengin bir Antik dönem koleksiyonu var. Kalenin dibinden başlayan Marmaris Marinası ise Türkiye'nin en büyük yat limanlarından biri; 750'den fazla yat sığar, Akdeniz turlarına buradan çıkılır. Sokaklarda yürürken sağa sola bak: Osmanlı han mimarisinden kalma taş binalar, taş yollar, dar geçitler: bu bölge Marmaris'in en eski dokusu. Ben her gelişimde limanın karşısındaki taş rıhtımdan Bozburun'a doğru bakarım; günbatımında Ege'nin turuncuya çevirdiği o hattı görmek başlı başına bir sebep buraya gelmek için. Marmaris seni yorabilir çünkü kalabalık ve sıcak; kaleyi gezdikten sonra sakin bir bahçede öğle molası ver, sonra yola devam. Bir sonraki durak seni gerçek bir coğrafya harikasına götürüyor.
Tavsiyem: Kaleyi gündüz gez, marinayı akşamüstü. Kalenin en yüksek burcu Marmaris Körfezi'nin en iyi manzarasını verir; geç saat kapanır, öğleden sonra planla. Öğle molası için marina değil, iç sokaklardaki taşra lokantalarını tercih et; marina fiyatları yüksek, porsiyonlar küçük. Bölgeye özgü kestane şekeri varsa sezonuna denk geldiysen mutlaka dene; kalenin yakınındaki eski çarşıda küçük satıcılarda bulunur.
Marmaris antik dönemde Fyskos (Physcus) adıyla Karya bölgesinin küçük bir liman kenti olarak biliniyordu; Rodos'a bağlı Perea denilen kıta topraklarının bir parçasıydı. Bugünkü kale Bizans döneminde inşa edilmiş, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1522'deki Rodos Seferi öncesinde büyük ordunun konaklaması için yeniden büyük ölçüde inşa edilmiştir. 1958 depreminde ciddi hasar gördü, restorasyonu 1990'larda tamamlandı ve müze olarak açıldı.
- ›Kale müzesine öğleden sonra girmek daha serindir; sabah gemi turcuları kalabalık yapar.
- ›Marina otoparkı ücretli ve genellikle doludur; İçmeler yolundaki halka açık otoparklar daha uygun.
- ›Yaz aylarında pazartesi bazı müzeler kapalı olabilir; ziyaret öncesi güncel açılış saatlerini doğrula.
Burada Önerdiklerimiz
Marmaris Kalesi ve Arkeoloji Müzesi
Osmanlı dönemi kalesi içinde Karya ve Roma dönemlerine ait eserlerin sergilendiği kompakt müze.
Marmaris Eski Çarşı (Bedesten)
Kaleye çıkan dar sokaklardaki taş yapılı eski çarşı; hediyelik, deri ve baharat dükkanlarının odak noktası.
Marmaris Marinası
Türkiye'nin en büyük yat limanlarından biri; akşam yürüyüşü ve fotoğraf için sakin bir rıhtım.
Orhaniye Kızkumu
Denizin ortasında yürüyerek gidilen ince kum şeridi; kısa bir yan gezi ile ulaşılabilir doğal ilginçlik.
İçmeler Sahili
Marmaris merkezine 8 km mesafede, çam ormanlarıyla çevrili sakin bir sahil; kısa bir soluklanma için ideal.
İlk geceyi Marmaris'te mi, yoksa Datça'da mı geçireceksin?
Marmaris - Datça arası 90 kilometre ve en az 1.5 saatlik virajlı yol. Marmaris turistik, kalabalık ve geniş konaklama seçenekleri sunar. Datça daha sakin, günbatımı için ideal, ama yol yorgunluğu ekleyecek. Her iki seçenek de ertesi gün Datça'da devam eder.
Marmaris'ten çıkışta D400'e devam edeceksin; Datça istikameti tabela ile net. İlk 20 kilometre boyunca çam ormanları, sonra yol Datça yarımadasına girer ve dönüşler sıklaşır. Bu bölüm 50 kilometrelik virajlı yolun en yorucu kısmıdır; 90 dakikaya yakın sürer. Yolun kritik noktası Bencik denilen darboğaz; iki denizin, yani Ege ve Akdeniz'in aynı anda görünebildiği efsanevi manzara noktası. Manzara için resmi bir seyir terası var ama küçük; dolarsa 500 metre ilerideki alternatif park alanını kullan. Yakıt: Marmaris çıkışında doldurdunsa Datça'ya kadar sıkıntı yok; unuttunsa 30 km ötede son büyük istasyon.
Yol dar ve virajlı, 30-60 km arasında motosikletli gruplar yaygın; sollamada acele etme, karşıdan gelen görüş körlüğü çok.
Şimdi durup dışarı çık; bu manzarayı arabadan seyretmek olmaz. Karşındaki dar toprak parçasında duruyoruz: bu Bencik Darboğazı, Datça Yarımadası'nın Anadolu ana karasına bağlanan en dar yeri, sadece 800 metre genişliğinde. Bu noktada solunda Hisarönü Körfezi; Akdeniz'in kolu, sağında ise Bencik Koyu ile birlikte Gökova'nın uzantısı, yani Ege'nin bir parmağı. Yani şu an aynı bakışla iki denizi birden görüyorsun; Türkiye'de böyle bir manzara başka bir yerde yok. Efsaneye göre antik dönemde Knidoslular Persler karşısında kendilerini korumak için burayı kanal yapıp yarımadayı ada haline getirmeye çalışmışlar; Herodot bile bu girişimden bahseder, ama çalışırken çıkan taş parçalarının işçilerin gözüne kaçması üzerine kâhinden gelen 'bu tanrıların isteği değildir' cevabıyla proje bırakılmış. İki denizin arasında dur, rüzgarı hisset, koku farkını dahi ayırt et: Ege daha kuru, Akdeniz daha bal kokulu. Bir sonraki durakta seni Datça çarşısı ve badem kokusu bekliyor.
Tavsiyem: Manzara için resmi seyir terası küçüktür, kalabalık zamanlarda dolar. Alternatif olarak 500 metre ileride kıyıya doğru inen bir toprak yol var; oradan yürüyerek 5 dakikada aşağı iner, iki denizi daha yakından görürsün. Rüzgar sert olur, şapkayı iyi bağla. Fotoğraf için öğleden sonra ışığı arkadan alırsın; 15:00-17:00 arası ideal, güneş batıya döndükçe iki koyun rengi netleşir.
Bencik Darboğazı, Herodot'un Tarihler kitabında (Kitap I, 174. bölüm) bahsettiği tarihi bir olayın geçtiği yerdir: MÖ 540 civarında Pers komutan Harpagos'un Anadolu'yu istila etmesi üzerine Knidoslular yarımadayı adaya çevirmek için burayı kazmaya başlamış; Herodot bu girişimin tanrısal işaretle terkedildiğini yazar. Modern jeolojik çalışmalar antik kazının izlerini bugün de saptayabiliyor. Bencik, Datça'nın stratejik açıdan en kritik geçit noktasıdır.
- ›Seyir terasında büfe ve tuvalet yok; ihtiyaçlarını Marmaris'te tamamla.
- ›Kışın yol tuzsuz kalabilir, buzlanma riski var; hava tahmini kontrol et.
- ›Motosiklet sürücüsüysen bu virajlarda çakılın hakim olduğu bir asfaltta ilerlersin; hızı düşür.
Burada Önerdiklerimiz
Bencik Koyu
Sakin, korunaklı bir koy; yat sahiplerinin sık uğradığı, karadan yürüyerek inilebilen küçük plajlı bir mola noktası.
Hisarönü Körfezi Panorama Noktası
Yol kenarındaki geniş açılı seyir cebi; körfezin adalarını ve karşı yamacı toplu görmek için ideal.
Aktur Sahili
Bencik sonrası küçük bir sapmayla ulaşılan sakin ve geniş bir kumsal; kısa serinleme molası için uygun.
Kargı Koyu
Datça yolunda küçük, çam kokulu bir koy; deniz suyu berrak, gölgelik alan sınırlı ama huzurlu.
Bencik'ten sonra son 40 kilometre başlıyor. Yol yarımadanın omurgasında ilerler; çamlar seyrekleşir, yerini zeytin ve badem ağaçlarına bırakır. Datça'nın en meşhur özelliği bu bademlik; Şubat ayında gelirsen tüm yarımada beyaz badem çiçekleriyle örtülür, tarım turizminin sezonu bu haftalardadır. Yol boyunca sağlı sollu küçük koylara (Kargı, Aktur, Karaincir) inen tabelalar göreceksin; vaktin varsa bir tanesine kısa bir sapma harika olur. Ancak sen doğrudan Datça çarşısına gidiyorsan D400 seni indirir; son 10 kilometrede yol düzleşir ve Datça'nın masmavi limanı önünde açılır.
Bademliklerin arasından geçerken hasat mevsiminde küçük tezgahlar açılır; yavaşla, ama yol üzerinde ani duruş yapma, sapağı olan yerlerde dur.
Vardık; Datça. Sağında liman, solunda badem ağaçları, önünde ise Cumhuriyet Meydanı: bu şehrin nefes aldığı yer. Datça, Reşadiye Yarımadası'nın kalbi; Antik Knidos komşusu, günbatımının en meşhur olduğu Anadolu köşelerinden biri. Yaz kalabalığı olsa da Datça hâlâ o küçük Ege balıkçı köyü havasını korur; asfaltın bittiği yerde toprak yol başlar, taş evlerin arasında yasemin kokusu dolaşır. Ben her Datça geçişimde önce Eski Datça mahallesine çıkarım; 4 kilometre ilerideki bu köy 19. yüzyıl taş evleriyle donatılmıştır ve sivil mimari değeriyle uzun süredir korunan bir dokudur. Datça'nın bademi dünyaca ünlü; sokakta gördüğün her ağaç bir hasat, her tezgahta gördüğün her paket bir aile emeği. Akşam meydana in, çayı sipariş et, oteline geçmeden önce günbatımını izle; buraya kadar gelmişken bu kareye vaktin olsun. Yarın Knidos yolunda ne göreceksen o başka bir hikaye; antik Aphrodite tapınağının rüzgarı, iki limanın buluştuğu bir liman kenti ve yarımadanın uç noktasında Ege'nin en batı burnu.
Tavsiyem: İlk akşamı meydan yerine iskele yakınındaki taş rıhtımda geçir; batı ufkuna açık, günbatımını hiçbir bina engellemez. Yerel bademi mutlaka al; sokak tezgahından değil, Eski Datça'daki köy kooperatifinden; fiyat aynı, kalite yüksek. Datça'da yürüyerek her yere ulaşılır; oteli merkeze yakın seçtiysen arabayı bırak. Yarın Knidos'a gideceksen sabah 8'de yola çık, öğle sıcağında antik kentin taşları yakar.
Datça'nın antik adı Stadia veya bir yorumla Old Knidos'tur; bugünkü şehir merkezi antik Knidos yerleşiminin ilk yerleşim yerine yakın konumdadır. MÖ 4. yüzyılda Knidos halkı yarımadanın ucuna, bugünkü kalıntıların olduğu yere taşındı çünkü orası limancılık için daha elverişliydi. Datça bölgesindeki modern iskan 19. yüzyıla dayanır; Osmanlı döneminde Reşadiye adıyla bir kaza olarak yönetildi, Cumhuriyet döneminde Datça adını aldı.
- ›Datça çarşısı akşam 20:00'den sonra canlanır; erken saatte gezme, sokaklar ıssız kalır.
- ›Yerel bademi Eski Datça'daki kooperatiften al; sokak tezgahına göre daha güvenli.
- ›Denize gireceksen Karaincir ve Palamutbükü koyları en temizi; şehir plajı yazın kalabalıktır.
Burada Önerdiklerimiz
Knidos Antik Kenti
Datça'nın 35 km batısında, yarımadanın ucundaki antik liman kenti; iki limanı, tiyatrosu ve Aphrodite tapınağı kalıntılarıyla dolu.
Eski Datça (Reşadiye Köyü)
Merkeze 4 km mesafede taş evleriyle korunmuş sivil mimari köyü; sanatçı atölyeleri ve yerel kooperatifle sakin bir mola.
Aphrodite Tapınağı (Knidos)
Antik dünyanın ünlü Praxiteles heykeline ev sahipliği yapmış tapınağın kalıntıları; günbatımında etkileyici bir plato.
Palamutbükü Sahili
Datça'nın batısında uzun çakıllı bir sahil; su berrak, kıyı restoranları sakin. Ege'nin en temiz koylarından biri.
Karaincir Plajı
Datça merkeze 15 km, ince kumlu ve sığ girişli bir plaj; küçük çocukla yolculuk edenler için ideal.
İpuçları
- ✓Yakıt istasyonları Datça yarımadasında seyrek; Marmaris çıkışında depoyu tam doldur.
- ✓Bencik ve Sakartepe manzaralarını gündüz ışığında geç; günbatımı için Datça'yı sakla.
- ✓Yaz aylarında (Temmuz-Ağustos) Marmaris trafiği ağırdır; sabah 8:00'den önce şehir merkezinden geç.
- ✓Datça bademi hasadı Ağustos-Eylül; taze mahsul için bu aylarda gel, çiçek için Şubat.
- ✓Muğla çarşısı pazartesi geç açılır; erken alışveriş için salı ve çarşamba.
- ✓Yarımada yolunda cep telefonu şebekesi kesintili olabilir; navigasyonu çevrimdışı hazırla.
- ✓Motor yağı ve lastik basıncını yola çıkmadan kontrol et; virajlı yol araca yüklenir.
- ✓Datça'da ATM sayısı sınırlı; nakit hazırlığını Marmaris'te yap.
- ✓Yerel pazarlar için Muğla salı, Marmaris cuma, Datça cumartesi günleri en canlı zamandır.
- ✓Bencik seyir terasında büfe ve tuvalet yok; su, kuruyemiş ve şapkayı yanına al.
Uyarılar
- !Sakartepe inişinde 8 km boyunca yaklaşık %8 eğim; alçak vitese al, sürekli frenleme diskleri yakabilir.
- !Bencik ve civarındaki virajlı bölümde kışın buzlanma riski var; hava tahminini yola çıkmadan kontrol et.
- !Datça yarımadası yolunda yaz akşamlarında yaban keçileri karşıya geçer; alacakaranlıkta hızı düşür.
- !Marmaris - Datça arası acil müdahale ve tamirci hizmeti kısıtlıdır; ciddi arıza yaşanmaması için araç kontrolünü Muğla'da yaptır.
Tüm yolculuk tek bakışta
Yukarıda dakika dakika anlatılan tüm rotanın gün-gün kısa özeti. TatilRehberi.org rehberi Gül Dinç'in dengelediği tempo; yola çıkmadan önce tek bakışta gözden geçirebilir, paylaşabilir veya yazdırabilirsin.
Muğla Merkezden Datça'ya Ege Kıyı Yolculuğu
- 1Muğla Ulu Camii ve bacalı Muğla evleri turu
- 2Sakartepe'den Gökova Körfezi panoraması
- 3Marmaris Kalesi ziyareti ve marina molası
- 4Bencik darboğazında iki denizin (Ege ve Akdeniz) aynı anda görülmesi
- 5Reşadiye Yarımadası bademlikleri arasından geçiş
- 6Datça iskelesinde günbatımı ve ilk akşam yemeği
Datça Yarımadası Keşfi: Knidos ve Bademlikler
- 1Sabah erken saatlerde Knidos Antik Kenti gezisi
- 2Aphrodite Tapınağı kalıntıları ve iki liman platosu
- 3Palamutbükü sahilinde öğle molası
- 4Eski Datça (Reşadiye) taş evleri ve köy kooperatifi
- 5Kargı veya Karaincir koyunda serinleme
- 6Akşam Datça çarşısı ve iskele rıhtımı yürüyüşü
Muğla - Datça hakkında
merak edilenler
Evet, 140 kilometre ve yaklaşık 4 saatlik toplam sürüş tek gün mümkün. Ancak Sakartepe manzarası, Marmaris Kalesi ve Bencik gibi durakların hakkını verebilmek için iki güne yaymak daha keyifli olur; sabah 9 çıkışıyla akşamüstü Datça'ya varırsın.
Muğla - Marmaris arası inişli-çıkışlı ama geniş yol; Sakartepe civarında dikkatli olmak yeterli. Marmaris - Datça arası ise 90 kilometre boyunca çok sayıda keskin viraj içerir; yaklaşık 90 dakika sürer ve deneyimsiz sürücüler yorulabilir. Alçak vites disiplini önemli.
Yarımada girişi (Bencik civarı) ile Datça arasında 30-40 kilometrede bir istasyon var, ama akşam saatlerinde bazıları kapalı olabilir. Marmaris çıkışında depoyu tam doldurmak en güvenli seçim; yakıt fiyatı da yarımadada bir hayli yüksektir.
Datça merkez (Cumhuriyet Meydanı çevresi) hem çarşıya hem sahile yürüme mesafesindedir, ilk gecen için ideal. Eski Datça (Reşadiye) daha sakin ve otantik ama şehre 4 km. Palamutbükü sahili yakın koylara alternatif; ancak yol daha uzun ve gece daha ıssızdır.
Otoparkta 20-30 dakika manzara ve fotoğraf için yeterlidir. Eğer aşağı iniş yolunu tercih edip Bencik Koyu tarafına yürürsen 1 saati bulur. Rüzgarın sert olduğu günlerde büfe ve tuvalet olmadığı için uzun süreli mola planlaması yapmaya değmez.
Aralık-Şubat arası Datça çok sakindir; kalabalık yok, badem çiçekleri Şubat sonunda açar ve manzara efsane olur. Ancak Bencik ve Sakartepe civarında sabahları buzlanma riski vardır, hava tahmini takibi şart. Restoran ve dükkanların bir kısmı bu aylarda kapalı olabilir.
Kaleyi ve müzeyi gezmek 1.5 saat, öğle molası 1 saat; toplam 3 saatlik bir mola idealdir. Uzun kalırsan Datça'ya varış geç olur; kısa keserken kaleyi mutlaka gör, marina keyfini Datça dönüşüne bırak.
Rota üzerindeki en kolay seçim Aktur (Bencik'ten yaklaşık 15 km sonra sağa). Palamutbükü ve Karaincir daha güzeldir ama Datça merkezinden sonra batıya 20-25 km ilerlemek gerekir; ikinci gün Knidos gezisiyle birleştirmek en verimli yoldur.
D400'ün Muğla - Marmaris kısmı motosiklet için keyiflidir. Marmaris - Datça kısmı virajlı ve zaman zaman çakıllıdır; yaz aylarında motosikletli grup trafiği yoğun ancak yol dar. Deneyimli sürücüler için harika bir kıyı rotası; yeni başlayanlar için zorlayıcı olabilir.
Daha fazla rota ve seyahat rehberi için TatilRehberi.org Yollar

Vardık.
Vardık.
Son durağa vardık. Muğla merkezden Datça'ya 140 kilometre, 2 gün, 5 durak. Bacalı Muğla evlerinin gölgesinden başladık; Sakartepe'den Gökova körfezinin panoramasında bir mola verdik; Marmaris Kalesi'nden Ege'yi izledik; Bencik'te iki denizin nefesini aynı anda hissettik; sonunda Reşadiye Yarımadası'nın badem kokulu köylerinden geçip Datça çarşısına indik. Şimdi ayakkabılarını çıkar, bir Datça bademi al eline ve gün batımını iskele rıhtımından seyret; çünkü buraya kadar geldiysen bu manzarayı hak ettin.
Yolculuğa Devam Et
İlgili Yazılar

Türkiye’nin Gizli 10 Cennet Köşesi
Şüphesiz ki ülkemizin gezilecek ve görülecek yerleri bir hayli fazla. Bu liste daha da artırılabilir fakat biz daha çok ziyaretçilerden ve deneyimlerden yola çıkarak en popüler 10 yeri seçtik ve değerlendirdik. 1- Akyaka, Muğla Muğla ili sınırları içerisindeki Akyaka, Muğla’nın diğer ilçelerini şirinliği ve sadeliği bakımından açık ara geçmiş durumda. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı, şirin […]

Ege’de Balayı Yapılır mı?
Gül Dinç
Konya Selçuk Üniversitesi Turizm Bölümünden mezun kokartlı tur rehberi Gül Dinç tarafından bu bireysel tur mimarisi hazırlanmıştır.
TatilRehberi; 20 yıllık seyahat rehberi tecrübesi


