
Merhaba; ben Gül Dinç, Konya Selçuk Üniversitesi Turizm Bölümü mezunu kokartlı tur rehberi. TatilRehberi.org için bu rotayı senin için kurguladım. Önümüzde dört günlük bir yol var ve bu yol Türkiye'nin üç ayrı yüzünü arka arkaya gösteriyor. Eskişehir'den çıkarken İç Anadolu'nun düz, geniş, rüzgârlı yaylasındasın. Afyonkarahisar'a vardığında karşına ovanın ortasından tek başına yükselen volkanik bir kaya çıkacak. Sonra güneye indikçe hava yumuşayacak, toprak kızaracak ve Pamukkale'de bembeyaz bir yamacın önünde duracaksın. Dördüncü gün Muğla'ya girdiğinde ise artık Ege'desin: beyaz badanalı evler, dar sokaklar ve bacaları birbirine benzemeyen bir mahalle. Yolu dört güne yaydım çünkü üçe sıkıştırmak Pamukkale'yi bir fotoğraf molasına indirger. Oysa oranın asıl hâli sabah erken ya da akşamüstü, kalabalık çekildiğinde ortaya çıkıyor.
Tur Planlayıcı
Başlangıç saatini seç, plan otomatik hesaplansın
Eskişehir → Muğla Yolculuk Hazırlığı
Hazırlık
Bavul
Araç
Belgeler
Yol Güzergahı
Haritada bir durağa tıkla veya kartları aşağı kaydırarak harita otomatik o noktaya yaklaşır.
Eskişehir'den çıkıp güneye döndüğünde yol seni uzun süre düz bir yaylada tutuyor; sonra ufukta bir şey beliriyor ve ne olduğunu ilk anda çıkaramıyorsun. Afyon Kalesi'nin oturduğu kaya, ovanın ortasından hiçbir şeye yaslanmadan yükselen volkanik bir kütle. Şehre yaklaştıkça büyüyor ve şehir onun eteğine kurulmuş olduğu için kaleyi nereden bakarsan bak görüyorsun. Yukarı çıkmak istiyorsan basamakları göze alman gerek; yedi yüzü aşkın basamak var ve dinlenmeden çıkılmıyor. Ama tepede ovanın tamamı ayağının altında. Aşağı indiğinde şehrin merkezindeki Mevlevihane'ye uğra; Afyon, Konya dışındaki Mevlevi geleneğinin güçlü durduğu şehirlerden biri. Akşamı burada geçireceksin. Afyon'un kaymağı boşuna ünlü değil; sabah kahvaltısında ekmeğin üstüne kalınca sürülmüş hâliyle karşına gelecek. Yanına da bir kutu lokum al, yol boyunca lazım olur.
Tavsiyem: geceyi Afyon'da geçir, sabah erken yola çık. Kaleye çıkacaksan bunu akşamüstü yap; öğle güneşinde o basamaklar cezaya döner. Rahat ayakkabı şart, kaya basamakları düzensiz ve yer yer diktir. Yola devam etmeden önce depoyu doldur; Afyon-Denizli arasında istasyonlar seyrekleşiyor.
Afyonkarahisar'ın adı da silueti de aynı kayadan geliyor: şehrin üstünde yükselen volkanik kütle ve üzerindeki kale. Kale, Anadolu'nun çeşitli dönemlerinde savunma noktası olarak kullanıldı; bugün ayakta kalan duvarlar farklı çağların eklemelerini bir arada taşıyor. Şehrin merkezindeki Mevlevihane ise Afyon'un Mevlevi kültürüyle olan bağını gösteriyor.
- ›Kaleye akşamüstü çık, öğle sıcağında basamaklar yorar
- ›Rahat ve kaymayan ayakkabı giy; basamaklar düzensiz
- ›Kahvaltıda kaymak, yola çıkarken lokum
- ›Depoyu Afyon'da doldur, sonrası seyrek
Burada Önerdiklerimiz
Güneye, Denizli ovasına doğru iniyorsun. Yol boyunca yayla yavaş yavaş yerini Ege'nin ılık havasına bırakıyor.

Denizli ovasına indiğinde yamacı çok uzaktan göreceksin; yeşilin ortasında beyaz bir leke, ilk bakışta kar sanılıyor. Yaklaştıkça o beyazın kar değil taş olduğunu anlıyorsun. Pamukkale'nin travertenleri, yamaçtan aşağı akan kalsiyum yüklü termal suyun binlerce yıl boyunca bıraktığı tortudan oluşmuş; su akmaya devam ettikçe teraslar da yavaşça değişiyor. Yukarı çıkarken ayakkabılarını çıkarman gerekiyor; bu bir öneri değil, kural, ve travertenleri korumak için var. Çıplak ayakla ılık suyun içinden yürümek zaten burada yapılacak en güzel şey. Taş yer yer pürüzlü, acele etme. Yamacın tepesinde Hierapolis var: travertenlerle aynı UNESCO kaydının parçası olan antik kent. Tiyatrosu, caddesi ve geniş nekropolüyle burası tek başına yarım gün ister. Kalabalık öğle saatlerinde tepeye çıkıyor; sen sabah erken ya da akşamüstü gelirsen hem ışık daha iyi olur hem yamacı kendine yakın bulursun.
Tavsiyem: geceyi Pamukkale köyünde geçir. Bunun tek sebebi yorgunluk değil; burada kalırsan travertenlere kalabalık gelmeden, sabahın ilk saatinde çıkabilirsin ve o saat gündüzle kıyaslanmaz. Yanına ince bir havlu ve yedek çorap al; ayakların ıslanacak. Şapka ve su da unutma, yamaçta gölge yok.
Pamukkale travertenleri ve hemen üstündeki antik kent Hierapolis, 1988 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne birlikte alındı (liste numarası 485). Alanın iki parçası tek bir kayıt olarak korunuyor: doğal oluşum olan teraslar ile üzerine kurulmuş antik yerleşim. Travertenlerin üstünde yürüyüşün ayakkabısız yapılması da bu koruma kapsamındaki uygulamalardan biri.
- ›Travertenlere ayakkabıyla çıkılmıyor; çorap da ıslanır, yedek al
- ›Sabah erken ya da akşamüstü git, öğle hem kalabalık hem sıcak
- ›Hierapolis için ayrı zaman ayır, yarım gün ister
- ›Yamaçta gölge yok: şapka ve su
Görülmeye Değer; bu durağın çevresinde
Burada Önerdiklerimiz
Güneybatıya, Menteşe topraklarına doğru. Yol kıvrılmaya başlıyor ve zeytinlikler görünüyor.
Muğla'ya girdiğinde şehrin sahil kasabalarına hiç benzemediğini hemen fark edeceksin. Burası dağın eteğinde, denizden içeride kurulmuş bir yerleşim; Bodrum'un ya da Marmaris'in kalabalığı buraya çıkmıyor. Ulu Camii, 1344 yılında Menteşe Beyi İbrahim Bey tarafından yaptırılmış. Menteşe Beyliği, Osmanlı öncesinde bu bölgeyi yöneten Türk beyliklerindendi ve Muğla onların merkeziydi. Caminin içine girdiğinde dışarıdaki sıcaktan sonra gelen serinlik ilk hissettiğin şey olacak. Sonra Saburhane'ye yürü. Bu mahalle Muğla'nın asıl hafızası: beyaz badanalı evler, taş duvarlı avlular, dar ve gölgeli sokaklar. Yukarı bak; Muğla evlerinin bacaları burada birbirine benzemiyor; her biri ayrı bir biçimde yapılmış ve şehrin en tanınan ayrıntısı hâline gelmiş. Mahallede acele etmeye gerek yok, zaten küçük; bir saatte dolaşılıyor ama iki saat ayırırsan pişman olmazsın.
Tavsiyem: arabayı merkezde bırak ve Saburhane'yi yürüyerek gez; sokaklar dar, araçla girmek hem zor hem gereksiz. Camiye girecekseniz uygun kıyafet gerekiyor; namaz saatlerini bekleyin. Bacalara bakmayı unutma, mahalleyi asıl özel yapan onlar.
Muğla Ulu Camii 1344 tarihini taşıyor ve Menteşe Beyliği döneminden kalan yapılardan biri. Menteşe Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasının ardından bölgede kurulan beyliklerdendi ve Muğla bu beyliğin önemli merkezlerindendi. Saburhane Mahallesi ise şehrin geleneksel konut dokusunu koruyan bölgesi; beyaz badanalı evleri ve kendine özgü bacalarıyla Muğla'nın simgesi sayılıyor.
- ›Saburhane'yi yürüyerek gez, sokaklar araca uygun değil
- ›Camiye girerken uygun kıyafet, namaz saatlerini bekle
- ›Evlerin bacalarına bak; hepsi farklı
- ›Muğla dağ eteğinde, akşamları sahilden serin
Burada Önerdiklerimiz
İpuçları
- ✓Rotayı dört güne yay; üç gün Pamukkale'yi fotoğraf molasına indirir
- ✓Travertenlere ayakkabıyla çıkılmıyor, yedek çorap al
- ✓Müze Kart Hierapolis'te işine yarar
- ✓Afyon ve Pamukkale'de birer gece konaklama planla
Uyarılar
- !Yaz ortasında Pamukkale yamacında gölge yok; öğle saatlerinden kaçın
- !Afyon Kalesi'nin basamakları dik ve düzensiz, kaymayan ayakkabı gerekli
Tüm yolculuk tek bakışta
Yukarıda dakika dakika anlatılan tüm rotanın gün-gün kısa özeti. TatilRehberi.org rehberi Gül Dinç'in dengelediği tempo; yola çıkmadan önce tek bakışta gözden geçirebilir, paylaşabilir veya yazdırabilirsin.
Eskişehir'den Afyonkarahisar'a
- 1Odunpazarı'nda kısa bir sabah turu
- 2Afyon Kalesi'ne akşamüstü tırmanış
- 3Mevlevihane
Afyonkarahisar'dan Pamukkale'ye
- 1Yaylanın Ege'ye bırakışı
- 2Akşamüstü travertenler
Eskişehir - Muğla hakkında
merak edilenler
Yaklaşık 630 kilometre ve molasız sürüşle 8 saat. Ama bu yolu tek seferde sürmek anlamsız; dört güne yaydım çünkü Pamukkale tek başına bir gün istiyor.
Sığdırabilirsin ama Pamukkale'ye ayırdığın tam günü kaybedersin. O gün gittiğinde travertenleri sabah kalabalıksız görme ve Hierapolis'i acele etmeden dolaşma şansın oluyor. Üç günde ikisinden birinden vazgeçmen gerekir.
Travertenler ve hemen üstündeki antik kent Hierapolis, 1988 yılında tek bir kayıt olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı; liste numarası 485. Yani koruma hem doğal oluşumu hem antik yerleşimi birlikte kapsıyor.
Evet, bu bir kural ve travertenleri korumak için var. Çıplak ayakla ılık suyun içinden yürüyeceksin. Taş yer yer pürüzlü olduğu için acele etme; yanında yedek çorap ve ince bir havlu bulundur.
1344 tarihli. Menteşe Beyi İbrahim Bey tarafından yaptırıldı, yani Osmanlı öncesinde bölgeyi yöneten Menteşe Beyliği döneminden kalıyor ve Muğla o beyliğin merkezlerindendi.
Yedi yüzü aşkın basamak var ve basamaklar düzensiz. Formda bir yürüyüşçü için zor değil ama öğle sıcağında ağır gelir. Akşamüstü çıkmanı ve kaymayan ayakkabı giymeni öneririm.
Var. Kütahya, Uşak ve Aydın üzerinden de inebilirsin. O güzergâh Pamukkale'yi dışarıda bırakır ama Uşak ve Aydın'ın kendi arkeolojik alanlarını ekler. Bu rehber UNESCO alanını merkeze aldığı için Afyon-Denizli hattını tercih ettim.
Daha fazla rota ve seyahat rehberi için TatilRehberi.org Yollar

Vardık.
Vardık.
İşte bu kadar. Eskişehir'in yayla rüzgârıyla başladın, Muğla'nın kireç badanalı avlularında bitirdin. Arada bir kalenin basamaklarını çıktın, bir dünya mirasının üstünde ayakkabılarını elinde taşıdın ve yedi yüz yıllık bir caminin serinliğinde durdun. Muğla'dan sonrası artık sahil: Bodrum, Marmaris, Datça hepsi bir buçuk-iki saat mesafede. TatilRehberi.org'da o yolların rehberleri de var. İyi yolculuklar.
Yolculuğa Devam Et
İlgili Yazılar

Türkiye’nin Gizli 10 Cennet Köşesi
Şüphesiz ki ülkemizin gezilecek ve görülecek yerleri bir hayli fazla. Bu liste daha da artırılabilir fakat biz daha çok ziyaretçilerden ve deneyimlerden yola çıkarak en popüler 10 yeri seçtik ve değerlendirdik. 1- Akyaka, Muğla Muğla ili sınırları içerisindeki Akyaka, Muğla’nın diğer ilçelerini şirinliği ve sadeliği bakımından açık ara geçmiş durumda. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı, şirin […]
Gül Dinç
Konya Selçuk Üniversitesi Turizm Bölümünden mezun kokartlı tur rehberi Gül Dinç tarafından bu bireysel tur mimarisi hazırlanmıştır.
TatilRehberi; 20 yıllık seyahat rehberi tecrübesi



